Bize Ulaşın
Temkar A.Ş.
Buhar Kazanları
SEBERG IONEX
Eusilage
Etkisi
Reverse Osmosis
RO Tekniği
Roxamin
Etkisi
Ürünlerimiz
Kimyasal Grubu
Roxamin SW 200 B

SEBERG IONEX

SU KİRLETİCİLERİ

Dünya ekosistemi içerisinde yer alan su, çeşitli çevrimler sonucunda kirlenmelere maruz kalır. Yer yüzünde bulunan su kütleleri buharlaşma sonucu gaz halde atmosfere karışırlar. Buharlaşma sırasında su içerisinde bulunan minerallerin tümü suda kalır. Buharlaşma sadece saf su ile gerçekleşir. Buhar fazına geçmiş olan su hiçbir şekilde kirlilik taşımaz. Buhar halinde bulunan su saf olması nedeni ile kimyasal açıdan aç sudur. Bu nedenle karşılaştığı maddeleri çabucak bünyesine katarak kolayca kirlenebilir. Atmosferde bulunan su buharı atmosferik bir takım etkilerle yoğunlaşarak suya dönüşür ve yağmur olarak tekrar yeryüzüne düşer. Yağmur olarak yeryüzüne düşen su ilk olarak hava kirleticileri ( SOx ve NOx’ler, partiküller, CO, CO2 vb. ) tarafından kirlenir. Havada bulunan ve suyun kirlenmesine neden olan bu kirleticiler suyun pH değerini düşürürler. Daha sonra yeryüzüne ulaşan su toprak içerisinde hareketi sırasında birçok kirleticiye maruz kalır.

Atmosferde pH’ ı düşük hale gelen su toprak içerisindeki Ca++, Mg++ ve CO3 iyonlarını çözer ve bünyesine alır. Suyun mezarlıklar, hayvan cesetleri, lağım suları vb. organik kirlilikler içeren topraklardan geçmesi sonucu, su NO2 , NO3 gibi organik kirleticilerle kirlenir. Yine aynı şekilde suyun toprakta hareketi sırasında karşılaştığı zirai ilaçlar , deterjanlar, boyalar, silis gibi birçok kirletici ile su kirlenir. Ayrıca su içerisinde AKM, çamur, tortu, vb. birçok kirletici oluşur.

Suyun doğadaki çevrimi sonucu kirlenmesi, su ihtiyacını karşılamak isteyen işletmeler için, suyun kalitesini arttıracak arıtım işlemlerine ihtiyaç doğurmuştur. İstenilen su kalitesine uygun su elde edilmesi için birçok arıtma işlemi geliştirilmiştir. Bu işlemlerde önemli olan istenen suyu en ekonomik, çabuk ve kesintisiz olarak elde edebilmektir. Firmamız TEMKAR A.Ş. olarak biz de bu yönde çalışmalar yapmaktayız.

 

SUYUN FİZİKSEL ARITIMI

İstenilen kalitede su elde edilebilmesi için suyun öncelikli olarak fiziksel arıtımının yapılması gereklidir. Fiziksel arıtım yapılması ile su arıtımında sonraki safhalardaki sistemler daha verimli çalışmakta dolayısıyla elde edilen su kalitesi çok daha iyi seviyeye ulaşabilmektedir. Yapılan fiziksel arıtım sistemleri koruyarak, sistemlerin çalışma sürelerinin uzamasını sağlamaktadır. Arıtım işlemlerinde arıtılacak su kalitesi iyileştikçe arıtımın verimi de artmaktadır. Bu nedenlerden suyun arıtımı kadar arıtımdan önce yapılacak fiziksel arıtımda son derece önemlidir.

FİLTRASYON

Bir arıtım sisteminin temel ünitesi tortu filtrasyon ekipmanlarıdır. Çünkü kendisinden sonra uygulanacak arıtım elemanlarının da tortudan mutlaka korunması gereklidir. Filtrasyon, suda çözünmeyen kum kil ve tortu gibi katı maddeleri fiziksel olarak arıtmak ve bu arıtım işlemleri ile suyu tortusuz, renksiz, berrak bir hale dönüştürme işlemidir.

Suyun içerisinde bulunan kum ve çamur gibi erimeyen ve çözünmeyen maddeler askıda katı madde ( AKM ) olarak isimlendirilirler. Askıda katı maddeler çeşitli boyutlarda ve çeşitli şekillerdedir. Bunlar spektrofotometre ile ölçülürler. Ölçüm birimi ppm veya litredeki mg konsantrasyondur.

Stereo-mikroskopla yapılan incelemelerde partikül şekilleri küre, armut, çubuk veya yarım elma şeklinde olabilir. Bu şekillerin en ince kesiti o partikülün mikron olarak büyüklüğünü verir.

Büyük tonajlardaki suyun filtrasyon işleminden önce partikül analizi yapılmalıdır. Bunun için 200 mikrondan başlanarak 20 mikron aralıklarla indirilerek 1 mikrona kadar filtre kağıtları alta alta dizilir. 200, 180, 160, 140, 120, 100, 80, 60, 40, 20, 15, 10, 5 ve 1 mikrondan oluşan düzenekte, önceden etüvde kurutulmuş ve ağırlığı tespit edilmiş filtre kağıtları yerleştirilir. Sonra homojenize edilmiş 100 litre su numunesi düzenekten geçirilir. Filtre kağıdının üstünde kalan miktar yine etüvde kurutulur ve tartılır. Partikül analiz sonuçlarına göre;

• Separatör filtreler 80 mikrona kadar,

• Dual filtreler 80-20 mikron,

• Yıkanabilir torba filtreler 20-5 mikron,

• Kartuş filtreler 5 mikrondan küçük, partikülleri tutabilmektedirler.

SEBERG Seperatör Filtre: 80 mikron üzerindeki partiküllerin sudan uzaklaştırılmasını sağlar. Sisteme giren kirlilik içeren su, santrifüj etkisi ile hızlı dairesel hareketler yaparak hazneden aşağı inerken 80 mikron üzerindeki partiküller sistemin altında toplanır, arıtılan su filtre ortasındaki borudan yukarı doğru çıkar. Meydana gelen kirlilik belirli aralıklarla sistemden uzaklaştırılır. Seperatör filtrelerde filtre elemanı olmadığından tıkanma problemi yoktur. Sistem kendi kendini temizler.

SEBERG Dual Filtreler: Firmamızca kullanılan sistem 2 tanktan oluşmaktadır. 1.tank içerisinde aşağıdan yukarı doğru kaba çakıl, ince çakıl ve kuvars bulunmaktadır. 1.tankta su içerisinde bulunan partiküller 20 mikrona kadar etkin biçimde tutulur. 1.tanktan sular 2.tanka geçer. 2.tank içerisinde antrasit, filterag ve firmamıza ait özel mineraller bulunmaktatır. Bu tankta su içerisinde bulunan partiküllerden 10 mikrona kadar olanlar sudan uzaklaştırılır. Sistemde iki tank kullanılmasının sebebi, 2.tankta bulunan antrasit, filterag ve özel minerallerin 1.tankta bulunan kuvarsa göre yoğunluğunun az olması nedeni ile ters yıkamada yatakların biribirine karışmasını engellemektir.

Kum filtrelerde en çok dikkat edilmesi gereken husus, suyun filtre ile temas yüzeyi ve kesit hızıdır. Sisteme gelen suyun filtrasyon işlevi gören tabaka üzerinde istenilen düzeyde temas etmesi gereklidir. Aksi takdirde kuvars vb. filtre tabakalarında kanallaşma oluşması nedeni ile su tüm filtre yüzeyine temas edemez. Bunun sonucunda filtrasyon işleminin verimi azalmış olur. Oluşan kanalların ve yataklar üzerinde oluşan tortuların giderilmesi için yıkama işlemi yapılır. Firmamızca yapılan yıkama işlemi;

• Hızlı ters yıkama

• Eusilage ile dezenfeksiyon

• Yavaş durulama

• Hızlı durulama

şeklinde yapılır. Yapılan kum ve dual filtre yıkamalarında, ters yıkama işlemi ile sterilizasyon sağlanmaz. Firmamızca yapılan uygulamalarda ise uygulanan EUSILAGE ile yıkama sunucu sterilizasyon sağlanarak mikroorganizmalar yok edilmiş olur.

SEBERG Torba Filtreler: Torba filtreler suda bulunan tortu, partikül, pas, çamur, kum, kil ve olması muhtemel diğer tortular; 20 - 5 mikron arası filtrasyon hassasiyetlerine kadar giderilebilmektedir. Torba filtrelerde su, özel kapak dizaynı sayesinde torba filtrenin içinden dışına doğru filtre edilerek, tortular torba filtrenin içinde tutulurlar; bu sayede filtre gövdesinin temiz kalması sağlanır.

SEBERG Kartuş Filtreler: Suda bulunan askıda katı maddeler, klor ve organik maddelerin giderilmesinde özellikle küçük debilerde ( 1 - 6 m3 / h ) son derece etkilidir.

Özel olarak imal edilmiş filtre kabı ve bu kab içine yerleştirilmiş farklı nitelikte kartuştan oluşan bu sistemler ekonomik olması nedeniyle yaygınca kullanılır.

Filtre kartuşları; hammaddelerine, boylarına, filtre etme hassasiyetlerine ve kullanım amaçlarına göre seçilir. Başlıca filtre hammaddeleri; iplik, elyaf, seramik, kağıt, çelik ve aktif karbondur. Boyları yaklaşık 13, 25, 50 ve 100 cm olan filtreler, 5 mikrondan küçük partikülleri tutarlar.

BUHAR SİSTEMLERİ İÇİN SU İHTİYACI

Sanayiler ve işletmelerde kullanılan buhar kazanları, kullanılan suya bağlı olarak birçok olumsuz etkiye maruz kalmaktadır. Su içerisinde bulunan iyonlar ve mineraller zamanla kazan içerisinde birikerek kışırlaşmaya neden olurlar. Ayrıca suyun korozif etkisi kazan borularında korozyonla kazanın kullanılamaz hale gelmesine neden olur. Kazanda ve kazan borularında meydana gelen kışırın, önemli enerji kayıplarına neden olduğu yapılan deneysel çalışmalarla saptanmıştır. A.B.D. Deniz Kuvvetleri’nin yaptığı incelemeler sonucu 1 mm kışır tabakasının, yakıt tüketimini % 5 arttırdığı saptanmıştır.

Suyun özelliklerine bağlı olarak oluşan problemlerin çözümü için genellikle fosfatlar ve organofosfatlar kullanılmaktadır. Fakat kullanılan fosfatlar su içerisinde Ca++ ve Mg++ iyonları ile birleşerek fosfat çamuru oluştururlar. Böylece kışırdan korunmak istenirken depozit (birikinti ) oluşumu hızlanmış olur. Bu birikintiler yani depozit fosfat, dozlandığı yere göre değişik yerlerde meydana gelir. Ancak birikintiler, su dinamiğine uygun bir şekilde akıntı ile yer değiştirebilirler. Bu yer değiştirmeler esnasında pompa ve diğer devre elemanlarında fiziksel sürtünme sonucu erozyana yol açarlar. Ayrıca kazan içerisinde biriken bu çamur, blöf ihtiyacını arttırır ve su tüketimini fazlalaştırır. Bu etkinin oluşmaması için işletmeler kazana giriş suyuna yumuşatma işlemi uygulayarak sudaki Ca++ ve Mg++ iyonlarını tutarlar. Bunun sonucunda fosfatların kullanım miktarları azalır. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, içerisinde iyon bulunmayan aç suyun korozif etkisini ortadan kaldırılmasıdır.Korozyonla mücadele için sistemlere O2 tutucular verilir.Bunlardan en sıkça kullanılanı hidrazin ve sülfittir. Hidrazin en kuvvetli O2 tutucu olmasına karşın kansorojen etkisi ve çok hızlı yayılma özellikleri sayesinde ciddi tehlikeler oluşturmaktadır. Sülfit ise sistemde SO2’ ye dönüşür.

Fosfatların bir başka problemi de kazan suyunun iletkenliğini arttırmasıdır. Kazan suyunun iletkenliğinin max. 7000 micro-siemens/cm olması istenir. Ancak suya devamlı fosfat dozlaması kazan suyunun iletkenliğinin çok daha üst değerlere çıkmasına neden olur. Fosfatın kimyasal yapısına bağlı olarak suya dozlanması işlemi zordur. Fosfatlar Ca++ ve Mg++ iyonları ile stokiyometrik olarak bileşik oluştururlar. İyon halindeki değerliklerine uygun olarak her iki fosfat anyonu sadece üç Ca++ veya Mg++ iyonu ile bileşik oluşturabilir. Kazan sularının yapısındaki Ca++ ve Mg++ sürekli değişim gösterir. Bu değişime uygun dozlama yapmak ise imkansızdır.

Firmamızca kullanılan ROXAMİN’ in fosfatlara göre birçok avantajı söz konusudur. Fosfatlar oluşurdukları çamur ile kazan iletkenliğini arttırırken, sistemde önceden oluşmuş kışıra herhangi bir etkisi yoktur. Çünkü kışırın kristal yapısında bulunan CaCO3, Mg(OH)2, Fe2O3, SiO2 gibi bileşikler fosfattan etkilenmezler. Bu nedenle asit temizliğine ihtiyaç duyulur. Bu ise buhar kazanları için son derece riskli ve zararlıdır. ROXAMİN’ in ise yapısında bulunan poliakrilatlar, polimetaliakrilatlar, lignin ve tanin gibi doğal ve sentetik polimerlerin mükemmel bir uyum içerisinde çalışarak hem kışır önlemede hemde sökmede sadece poliakrilat içeren kimyasallardan daha etkili bir uygulama sağlar. Fosfatların aksine, ROXAMİN eskiden oluşmuş kışıra karşı son derece etkilidir. Kışırın yapısına ve kalınlığına bağlı olarak 3 ila 6 ay içinde eskiden oluşmuş kışırlar sadece poliakrilat içeren kimyasallardan daha etlili bir biçimde uzaklaştırılır. Bu işlem sistem çalışırken yani durma gereksinimi olmadan gerçekleşir ve asit yıkama işlemi gerektirmediğinden Buhar Sistemleri için son derece sağlıklıdır.

ROXAMİN’ in yapısında bulunan Organik Chelantlar öncelikle Ca ve Mg iyonlarını absorbe ederler. Burada stokiyometrik bir bağlantı yoktur. Yani bir tek molekül dahi çok fazla sayıda ki Ca ve Mg iyonlarını absorbe eder. Böylece sistem dinamiğine uygun olarak ortamda miktarları artan veya azalan Ca ve Mg iyonları sayıları ne olusa olsun tamamen absorbe edilirler. Polimer Dispersantlar ise oluşan bu kompleksin çökmesini önler. Böylece yapılan blöflerle sistem daima temiz kalır. Dolayısı ile dozlama son derece kolaydır. ROXAMİN tamamen doğal ve organik polimerlerden oluştuğu için kazan suyu iletkenliğini yükseltmez. Bunun yanısıra ortamdan uzaklaştırdığı Ca ve Mg iyonlarından kaynaklanan oranda kazan iletkenliğini düşürür.

ROXAMİN’ de bulunan poliamin grupları karbon atomu ile birbirlerine bağlanarak bir zincir oluştururlar. Bu sayede aralarından suyun geçmesini tamamen imkansız hale getirerek metal yüzeyin su ile temasına engel olurlar ( Film Oluşumu ). Böylece düşük pH, oksijen korozyonu ve kışır oluşumuna engel olmaktadır. Bu sayede ROXAMİN kullanımı ile korozyon ile de mücadele edilmiş olunur.

Bilindiği gibi buhar sistemlerinin en önemli sorunlarından birisi kışır ve depozit oluşumudur. Kuşkusuz bütün işletmeler bu sorunu hafifletmek için kullandıkları suyu yumuşatma, dealkalizasyon gibi ön şartlandırma işlemlerine tabi tutarlar. Ancak bu ön şartlandırma çoğunlukla yetersizdir ve mutlaka kimyasal şartlandırmaya gerek duyulur. Firmamız bu işlemler için SEBERG IONEX sistemi ile birlikte ROXAMİN uygulamasını yapmaktadır. SEBERG IONEX sistemi firmamızca kullanılan özel reçineler sayesinde su içerisinde bulunan tüm iyonları etkin bir biçimde tutarak sudan uzaklaştırmaktadır. SEBERG IONEX sisteminde suyun iletkenliği sürekli olarak ölçüldüğünden online analiz imkanı sunmaktadır. Bu sistem suda bulunan CO3--, HCO3-- , SO4-- gibi iyonları da tutacağından, SO2 ve CO2 oluşumunu engeller. Suda sadece erimiş halde O2 ve CO2 vardır. Bunlar da az bir dozlama ile giderilebilir. Ayrıca sistemde CO2 ve SO2 gibi gazların bulunmaması korozyonla mücadelede kullanılan ROXAMİN’ in kullanımını azaltacak ve ekonomi sağlayacaktır. SEBERG IONEX sisteminden saf su elde edildiği için buhar kazanlarında kaynama çabuk gerçekleşir ve yakıt tasarrufu sağlanır. SEBERG IONEX sisteminden kazana verilen suyun kalitesinin yüksek olması kazandan blöf yapılma ihtiyacını azaltır. Bu sayede kazana yapılan make-up miktarını azalır. Kazandan az blöf yapılması, soğuk suyun sisteme daha az girmesine neden olup, yakıt ekonomisi sağlar. Sistemin yumuşatmada kullanılan tuza göre rejenant tutarının biraz daha fazla olmasına karşın, saf sudaki kaynama noktası düşüklüğünden elde edilen yakıt tasarrufu bu tutarı kolayca karşılayabilmektedir.

Bu nedenlerden dolayı SEBERG IONEX ile ROXAMİN’ in birlikte kullanılması pH, O2 mücadelesini ve ROXAMİN’ in film kaplama özelliği ile korozyonla mücadelenin etkili bir biçimde gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.

Silis değerinin yüksek olduğu suların kullanıldığı bölgelerde, silisin sudan uzaklaştırılaması için firmamızca kullanılan özel silis tutucu sistemler kullanılmaktadır. Bu sistemler su içerisinde bulunan silis miktarına göre % 30 ila % 90 oranında silisi sudan uzaklaştırmaktadır. Su içerisinde kalan silis ise ROXAMİN dozlaması yapılması ile silis mücadelesi üstün verimle sürdürülür. Böylece kazan içerisinde birikerek kışır oluşumuna neden olan ve temizlenmesi oldukça zor olan silis, kazan sistemlerinden tamamen uzak tutularak etkili bir uygulama gerçekleştirilebilir.

 



Megapol Design